28 Şubat 2013 Perşembe

Ağız koruyucusu


Ağız koruyucusu, dişlerinizi yüze ve başa gelen darbelerden koruyan, dişler üzerine takılan bir apareydir. Ağız koruyucularının, düşme, vücut teması veya uçma ekipmanını olan sporlarda takılması gerekir. Futbol, basketbol, beyzbol, Amerikan futbolu, hokey, kaykay, jimnastik, dağ bisikleti gibi ağız yaralanmasına neden olabilecek faaliyetlere karşı koruma sağlar.

Ağız koruyucuları, genellikle üst dişleri kaplar ve diş kırıkları, dudak kesilmeleri ve diğer ağız hasarlarını önleyecek şekilde tasarlanır. Alt çenenizde diş teli veya köprü gibi sabit bir aparey varsa diş hekiminiz bu ağız koruyucu önerebilir.

Ağız Koruyucu Çeşitleri Nelerdir?
Seçtiğiniz her ağız koruyucu çeşidi, elastik, yıpranmaya karşı dayanıklı ve rahat olmalıdırlar. Buna ek olarak uygun şekilde takılmalı ve konuşmanızı veya nefes almanızı kısıtlamamalıdır. Üç çeşit ağız koruyucusu bulunur:

Kişiye Özel Olarak Hazırlanan Ağız Koruyucuları - Bunlar, bir diş hekiminin muayenehanesinde tasarlanır ve yapılırlar. Bu nedenle de, en rahat uyumu ve en iyi korumayı sağlayabilirler. Diş hekimi, dişlerinizin ölçüsünü alır ve buna göre oluşturduğu modele göre ağız koruyucusunu hazırlar. Daha iyi uyduğundan ve daha iyi hissedildiğinden dolayı, sporcuların çoğu kişiye özel olarak hazırlanan ağız koruyucularını tercih etmektedir.

Ağız İçerisinde Şekillenen Ağız Koruyucuları - Bunlar, önceden şekillendirilmiş bir biçimde gelir, ağız koruyucusu suda kaynatılarak şekli değiştirilebilir ve daha sonra kişiye özel uyumlama için ılık plastik ısırılır. Spor mağazasından satın alınabilir ve hazır ağız koruyucularından daha iyi bir uyum sağlayabilir.

Hazır Ağız Koruyucuları - Bu ağız koruyucuları önceden şekillendirilmiş bir biçimde gelir ve kullanıma hazırdırlar. Dezavantajı dişlere çok iyi uyum sağlayamadıklarından nefes almayı ve konuşmayı güçleştirebilirler.

Ağız Koruyucuları Ne Kadar Süre ile Dayanır?

Ağız Koruyucuları, ideal olarak her sezondan sonra yenilenmelidir çünkü zaman geçtikçe yıpranıp daha etkisiz hale gelebilirler. Değiştirme, özellikle gençler için önemlidir zira ağızları büyümeye devam ederek dişleri yetişkinlik dönemine doğru gelişmektedir. Çeşitli sporlarla uğraşan sporcuların çoğu altı ayda bir diş hekimine giderek yeni ağız koruyucularını yaptırırlar.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Ağız Kanseri

Ağız Kanseri Nedir?

Ağız kanseri, dudakların (genellikle alt dudak) üstünde, ağzın içinde, gırtlak, bademcikler veya tükürük bezlerinin arkasında meydana gelen kanserdir. Kadınlardan ziyade erkeklerde daha sık görülmekle birlikte 40 yaşın üzerindeki bireylerde daha çok karşılaşılabilen bir durumdur. Yoğun alkol kullanımı ile birlikte sigara, en önemli risk faktörüdür.

Erken teşhis edilmezse, ağız kanseri ameliyat, radyasyon terapisi ve/veya kemoterapiyi gerektirebilir. Toplam beş yıl boyunca hayatta kalma oranı yüzde 50 olmakla birlikte, ölümcül de olabilir.* Bu zayıf tahminin sebebi, erken belirtilerin fark edilememesidir. Bu yüzden ağız kanserinin erken teşhis edilmesi başarılı bir tedavi için çok önemlidir.

Ağız Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Her zaman ağız kanserinin en erken uyarı işaretlerini fark edemeyebilirsiniz, bu yüzden hem diş hekiminiz hem de doktorunuzun yaptığı düzenli muayeneler çok önemlidir. Diş hekiminiz, ağız kanserin erken uyarı işaretlerini teşhis edecek şekilde eğitilmiştir. Ancak diş muayenesine ek olarak aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, diş hekiminize başvurmalısınız:

Dudaklarda, diş etlerinde veya ağzınızın içinde kolaylıkla kanayan ve iyileşmeyen bir yara 
Yanakta dilinizle hissedebileceğiniz bir şişkinlik veya kalınlaşma 
Ağzınızın herhangi bir bölümünde his kaybı veya uyuşukluk 
Diş etlerinde, dilde veya ağız içindeki beyaz veya kırmızı benekler 
Çiğneme veya yutma güçlüğü 
Ağzınızda acı veya tarifsiz bir ağrı veya bilinen bir sebep olmaksızın boğazınıza bir şey takılma hissi 
Takma dişlerin kötü bir şekilde yerleşmesine neden olan çene şişkinliği 
Ses değişikliği

Ağız Kanseri Nasıl Önlenebilir?

Tütün içmiyor veya çiğnemiyorsanız - başlamayınız. Tütün kullanımı, yüzde 80 - 90 oranında ağız kanserine neden olmaktadır. **

Sigara içme - Sigara, akciğer kanseri ve kalp hastalığı arasındaki ilişki, iyice tespit edilmiştir.1 Sigara genel sağlığınızı da etkiler; enfeksiyonlarla mücadele etmeyi ve yaraların veya ameliyatların iyileşmesini de güçleştirir. Sigara, genç yetişkinlerde büyümenin durmasına ve gelişim ile ilgili diğer güçlüklere neden olabilir. Çoğu sigara içicisi, önceden olduğu gibi koku veya tat alamadıklarını, kötü kokan soluk ve lekeli diş riskinin oluştuğunu görürler.

Her sigara yakışınızda, ağız sağlığınız da risk altındadır. Sigara, pipo veya puro içimi, boğaz, ağız, gırtlak ve yemek borusu kanserinin görülme ihtimalini arttırır. Çoğu insan erken belirtilerin farkında değildir veya onları göz ardı eder, bunun sonucunda da ağız kanseri sıklıkla teşhis edilmeden yayılır.

Tütün Çiğneme - Kronik dumansız tütün kullanıcıları, kullanmayanlara nazaran 50 kat daha fazla ağız kanserine yakalanma ihtimaline sahiptir. En iyisi, sigara, puro veya pipo içilmesinden, tütün çiğnenmesinden veya burna çekilmesinden kaçınılmalıdır. Birçok yıl kullandıktan sonra bile, tütün kullanımını bırakan insanlar, büyük ölçüde ağız kanser riskini azaltırlar. Kronik ve/veya yoğun alkol kullanımı da kanser riskinizi arttırır ve tütünle birlikte alkol, özellikle yüksek bir risk oluşturur.

En iyisi, sigara, puro veya pipo içmekten, tütün çiğnemekten veya enfiye çekmekten kaçınmaktır. Uzun yıllar kullanımın ardından bile tütün kullanımını kesen insanlar ağız kanseri riskini büyük ölçüde azaltırlar. Kronik ve/veya ağır alkol kullanımı, kanser riskini artırır, alkol ve tütün bir arada kullanıldığında risk son derece yüksektir.

Ağız Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Teşhis konulduktan sonra, uzmanlardan oluşan bir ekip (ağız cerrahı ve diş hekimi dahil) her bir hastanın ihtiyaçlarına uygun bir tedavi planını geliştirir. Genellikle ameliyat gereklidir, ardından da radyasyon ve kemoterapi uygulanır. Bu terapilerin ağızda neden olabileceği değişikliklere aşina olan bir diş hekimine başvurmak önemlidir.

Şeker veya nişasta içeren yiyecek ve içecekleri her tüketişinizde, plaktaki bakteriler 20 dakika veya daha fazla bir sürede dişlerinizi aşındıran asitleri oluşturur. Diş minenizin gördüğü zararı azaltmak için yemek lokmaları ve içeceklerin sayısını veya arasını sınırlayınız. Bir şeyler atıştırırken peynir, çiğ sebze, sade yoğurt veya meyve gibi besleyici gıdaları tercih ediniz.

Radyasyon Terapisinde Ağızda Hangi Yan Etkiler Görülür?

Radyasyon terapisi, baş ve boyun bölgesi için kullanıldığında birçok insanda ağızda tahriş, ağız kuruluğu, yutma güçlüğü ve tat değişiklikleri görülür. Ayrıca, radyasyon diş çürüklerinin görülme olasılığını arttırır; bu nedenle özellikle radyasyon tedavisi esnasında dişleriniz, diş etleriniz, ağız ve gırtlağınıza iyi bakmanız önemlidir.

Radyasyon tedavisi esnasında ve ondan sonra karşılaşabileceğiniz ağız problemlerinizi kanser uzmanınız ve diş hekiminize düzenli olarak bildirdiğinizden emin olunuz. Ayrıca, baş ve boyun kanser tedaviniz başlamadan önce, ağızda olası yan etkileri önlemeye yardımcı olmak amacıyla tedavinizden önce, tedavi esnasında ve ondan sonra neler yapabileceğiniz hususunda diş hekiminiz ile görüşünüz.

Tedavim Esnasında Ağız Sağlığımı Nasıl Koruyabilirim?

Yemeklerden sonra yumuşak bir diş fırçası ile dişlerinizi fırçaladığınızdan ve her gün diş aralarını diş ipliğiyle temizlediğinizden emin olunuz. Baharatlar ve çiğ sebzeler, kuru kraker ve yemişler gibi sert yiyeceklerden kaçınız. Ayrıca tütün ve alkolden de kaçınınız. Ağzınızı ıslak tutmak için, şeker tüketiniz veya şekersiz sakız çiğneyiniz.

Radyasyon terapisine başlamadan önce, diş hekiminize bildiriniz ve komple ağız muayenesi için randevu alınız. Radyasyon tedaviniz başlamadan önce, diş hekiminizin radyasyon onkoloji uzmanınıza danışmasını isteyiniz.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Yirmi Yaş Dişleri Nedir?


Yirmi Yaş Dişleri, çenenin her iki tarafının en sonundaki üçüncü büyük azı dişleridir. Ağızda çıkan en son dişler olduğundan ve genellikle 16 ila 20 yaş arasında çıktığı için bunlara akıl dişi de denmektedir.

Yirmi yaş dişleri en son çıkan kalıcı dişler olduğu için, ağzınızda bunlar için yeterli boşluk olmayabilir. Bu da yirmi yaş dişlerinin dişeti dokusunun veya kemiğin altında veya başka bir dişin yanında gömülü kalmasına yol açabilir. Dişler gömülü oldukları takdirde şişme görülebilir..

Kısmen çıkmış veya çarpık çıkmış yirmi yaş dişleri de ağrıya , çapraşığa veya hastalığa yol açabilir. Yirmi yaşından önce çekilen yirmi yaş dişlerinin kökleri daha az gelişmiş olacağı ve bu yaşlarda yapılan diş çekimleri daha az komplikasyonlara neden olabileceği için yirmili yaş dişleri için 16 ve 19 yaşları arasında muayene olunması tavsiye edilmektedir.

Yirmi Yaş Dişleri Nasıl Çekilir?

Diş çekme oldukça rutin bir işlemdir. Diş hekiminiz, genel anestezi ile "uyutulmanızı" veya ağzınızdaki bölgenin bir ilaçla lokal anestezi yoluyla uyuşturulmasını önerecektir.

Diş (ya da dişler) çekildikten sonra ortaya çıkabilecek kanamaları azaltmak için 30 ila 45 dakika hafifçe ısırmanız için gazlı bir bez verilebilir. Başlarda ağrı veya şişme görülse de, bu ağrı birkaç gün içinde kaybolur. Ağrı, kanama, şişme veya ateş sürekli veya ciddi ise durumu diş hekiminize danışmanız gerekir.

Çapraşıklık veya gömülü kalma nedeniyle yirmi yaş dişinin çekilmesi, gelecekte ağız sağlığınızı veya ağız kapanış şeklinizi etkilemez.

Dişeti İltihabı Nedir?


Dişeti İltihabı Nedir? Semptomlar ve Belirtiler

Gingivitis Nedir?

Gingivitis, dişeti hastalığının ilk ve tedavisi en kolay aşamasıdır. Dişeti iltihabının nedeni, sürekli olarak dişlerin ve dişetlerinin çevresinde oluşan yumuşak, yapışkan, renksiz bakteri filmi olarak tanımlayabileceğimiz plaktır.

Diş ipi kullanılmadığı ve dişler her gün fırçalanarak plak uzaklaştırılmadığı takdirde, plak dişeti dokusunu tahriş eden toksinler üreterek dişeti iltihabına neden olabilir. Dişeti hastalığının en erken aşaması olan bu dönemde hasar önlenebilir, çünkü dişi tutan kemik ve bağlı dokuları henüz etkilenmemiştir. Tedavi edilmediği takdirde, dişeti iltihabı, periodontitis'e dönüşebilir, dişlerinizde ve çenenizde kalıcı hasara yol açabilir.

Dişeti İltihabı Oluştuğunu Nasıl Anlarım?

Dişeti iltihabının klasik belirtileri, diş fırçalama sırasında kanayan kızarık, şişmiş veya hassas dişetleridir. Dişeti hastalığının bir başka belirtisi de, dişlerin uzun görünmesine yol açan dişeti çekilmesidir. Dişeti hastalığı, diş ve dişetleri arasında, plak ve yiyecek artıklarının toplanmasına yol açacak cepler oluşturabilir. Bazı insanlar, hastalık ilerlemese bile tekrarlayan kötü ağız kokusu veya ağızda kötü tatla karşılaşabilirler.

Dişeti İltihabını Nasıl Önleyebilirim?

Önemli olan iyi bir ağız bakımıdır. Diş hekimi tarafından profesyonel temizlik yapılması da son derece önemlidir; çünkü plak sertleştiğinde ve tartar halini aldığında, sadece diş hekimi tartarı temizleyebilir.

Aşağıdaki konulara dikkat ederek dişeti iltihabının oluşumunu engelleyebilirsiniz:

* Plak ve yiyecek artıklarını temizlemek, tartar oluşumunu kontrol etmek
amacıyla doğru şekilde dişleri fırçalamak ve diş ipi kullanmak
* Çene kemiğiniz ve dişleriniz için doğru şekilde beslenmek
* Sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durmak
* Düzenli olarak diş hekimine giderek diş muayenesi yaptırmak.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Dişeti Hastalığının Aşamaları Nelerdir?

Dişeti Hastalığı Nedir?

Dişeti hastalığı, dişinizi çevreleyen ve destekleyen kemiğe kadar ilerleyebilecek dişeti iltihabıdır. Dişlerinizin üzerinde sürekli olarak oluşan yapışkan, renksiz bir film olan plak'a içindeki bakteriler neden olur. Diş ipi kullanılmadığı ve dişler her gün fırçalanmadığı takdirde dişlerde plak birikebilir ve bakteriler sadece dişetini ve dişleri değil, aynı zamanda dişeti dokusunu ve dişleri destekleyen kemiği de enfekte edebilir. Bu da, dişlerin gevşemesine, düşmesine ve diş hekimi tarafından çekilmesine yol açabilir.

Dişeti hastalığının üç aşaması vardır:

Gingivitis (Dişeti İltihabı): Dişeti hastalığının en erken aşamasıdır, dişeti çizgisinde plak birimi sonucunda oluşan dişeti iltihabıdır. Diş ipi kullanılmadığı ve dişler her gün fırçalanmadığı takdirde, dişeti dokusunu tahriş eden toksinler üreterek dişeti iltihabına neden olabilir. Fırçalama ve diş ipi kullanılması esnasında dişetleriniz kanayabilir. Dişeti hastalığının bu ilk aşamasında hasar önlenebilir, çünkü dişi tutan kemik ve bağlı dokuları henüz etkilenmemiştir.

Periodontitis: Bu aşamada, dişlerinizi tutan destek kemik ve lifler geri döndürülemez biçimde hasar görmüştür. Dişeti çizgisinin altında, gıda ve plakları hapseden bir cep oluşmaya başlayabilir. Diş tedavisi uygulanması ve evde özenli bir ağız ve diş bakımı hasarın ilerlemesini genellikle önleyebilir.

İlerlemiş Periodontitis: Dişeti hastalığının bu son aşamasında, dişleri destekleyen lifler ve kemik hasar görerek, dişlerin sallanmasına neden olabilir. Bu durum ısırma şeklinizi etkileyebilir ve yoğun tedavi ile dişler kurtarılamaz ise, dişlerin çekilmesi gerekebilir.

Dişeti Hastalığı Oluştuğunu Nasıl Anlarım?

Dişeti hastalığı, her yaşta, fakat genellikle yetişkinlerde ortaya çıkar. Erken teşhis edildiği takdirde dişeti hastalığı önlenebilir, bu yüzden aşağıdaki semptomlardan birini fark ettiğinizde diş hekiminize gitmeniz faydanıza olacaktır:

* Kırmızı, şişkin veya hassas dişetleri 
* Fırçalama sırasında veya diş ipi kullanırken kanayan dişetleri 
* Dişeti çekilmesi nedeni ile daha uzun görünen dişler 
* Şişmiş dişetleri 
* Ağzınızı kapadığınızda diş hizasındaki değişiklikler 
* Diş ve dişetleriniz arasındaki iltihap 
* Sürekli kötü ağız kokusu veya ağzınızda kötü tat 

Dişeti Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

* Dişeti hastalığının erken aşamaları, doğru diş fırçalama ve diş ipi kullanımı ve temizleme ile önlenebilir. İyi bir ağız bakımı, plakların birikmesini önlemeye yardımcı olur.
* Diş hekiminiz tarafından yapılacak profesyonel temizlik, biriken ve sertleşerek tartar haline gelen plakları çıkarmanın tek yoludur. Diş hekiminiz, dişeti çizgisinin üzerindeki ve altındaki tartarı yok etmek için dişlerinizi temizleyecektir . Durum daha ciddi ise kök düzeltme işlemi yapılabilir. Kök düzeltme, diş köklerindeki düzensizlikleri düzleştirmeye ve burada plak birikimini azaltmaya yarar.

Erken safhadaki dişeti hastalığı, düzenli diş muayenesiyle ilerlemeden tedavi edilebilir. Durumunuz daha da ilerlemişse, diş hekimi muayenehanesinde tedavi gerekecektir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Diş Tartarı Nedir?


Diştaşı olarak da adlandırılan tartar dişleriniz üzerinde sertleşen plaktır. Tartar, ayrıca, dişeti çizgisinin altında ve üzerinde oluşabilir ve dişeti dokularını tahriş edebilir. Tartar, plaklara, üzerinde gelişebilmesi için yüzey alanı ve daha yapışkan bir yüzey sağlayarak, çürük ve dişeti hastalığı gibi daha ciddi durumlara yol açabilir.

Tartar sadece diş ve dişeti sağlığınızı tehdit etmekle kalmaz, aynı zamanda

kozmetik bir problem de teşkil eder. Tartar gözenekli olduğundan dolayı çok kolay leke tutar. Kahve veya çay içme alışkanlığınız varsa ya da sigara içiyorsanız, tartar birikimini önlemeniz özellikle gereklidir.

Tartar Oluştuğunu Nasıl Anlarım?

Renksiz bakteri filmi olan plağın aksine tartar dişeti çizgisinin üzerinde kolayca görülebilecek mineral bir birikimidir. Tartarın en genel işareti, dişlerde veya dişetinde sarı veya kahverengi izdir. Tartarı tespit etmenin ve temizlemenin tek yolu diş hekiminize gitmektir.

Tartar Birikimini Nasıl Önleyebilirim?

Özellikle tartar oluşumuna karşı etkili bir diş macunu ile diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak, plak ve tartar birikimini azaltmak için gereklidir.

Tartar oluştuktan sonra, sadece diş hekimi tarafından temizlenebilir. Tartar temizleme işlemine detertraj adı verilir. Detertraj esnasında, diş hekiminiz dişeti çizgisinin altındaki ve üstündeki tartarı temizlemek için özel aletler kullanır.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Diş Plağı Nedir?

Plak, dişlerimizin çevresinde bakteriler ve yiyecek artıklarından oluşan yapışkan ve renksiz bir bakteri tabakasıdır. Çürüklerin ve dişeti hastalıklarının başlıca sebebi olan plak, her gün temizlenmediği takdirde sertleşerek tartar oluşturabilir.

Plak Oluştuğunu Nasıl Anlarım?

Ağzımızdaki bakteriler sürekli çoğaldığı için herkesin ağzında plak oluşur. Bu bakteriler büyümek için beslenmemizde ve tükürüğümüzde bulunan bileşenleri kullanırlar. Yemek yedikten sonra plakta bulunan bakterilerin oluşturduğu asit dişlere saldırır. Tekrarlayan asit saldırıları ile diş minesi kırılarak çürük oluşabilir. Temizlenmeyen plak, dişlerinizin çevresindeki dişetlerini tahriş ederek gingivitis (kızarık, şişkin, kanayan dişetleri), periodontal hastalık ve diş kaybına neden olabilir.

Plak Birikimini Nasıl Önleyebilirim?

Doğru bir bakımla plak birikimini önlemek kolaydır. Şunları unutmayın:

* Dişlerinizin tüm yüzeylerinden plakları temizlemek için dişlerinizi günde en az iki kere fırçalayın 
* Her gün diş ipi kullanarak, diş fırçasının erişemeyeceği dişlerinizin aralarını ve dişeti çizgisinin altını temizleyin.
* Şekerli ve nişastalı gıdaları, özellikle yapışkan yiyecekleri azaltın 
* Profesyonel temizleme ve diş muayenesi için düzenli olarak diş hekiminize gidin.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Çürük Nedir?


Diş çürüğü; yaşam tarzımız, yediğimiz besinler, dişlerimize ne kadar iyi baktığımız, içtiğimiz su ve diş macunundan florür oranı gibi faktörlerden önemli ölçüde etkilenmektedir. Kalıtım da dişlerin çürüğe yatkınlığında rol oynamaktadır.

Çürükler genellikle çocuklarda görülürken, yetişkinler de risk altındadır.

Çürük tipleri şunlardır:

* Koronal çürükler: Çocuklarda ve yetişkinlerde koronal çürükler sık görülmekle
beraber, bu çürükler sıklıkla çiğneme yüzeyinde veya dişler arasında oluşur.
* Kök çürükleri: Bizler yaşlandıkça, dişetlerimiz çekilir ve diş kökleri açığa çıkar. Diş köklerini koruyan mine olmadığından dolayı bu alanlar çürüğe eğilimlidir.
* Tekrarlayan çürükler: Mevcut dolgular ve kuronlar çevresinde tekrarlayan çürükler oluşabilir. Bunun nedeni, bu alanlarda, çürümeye yol açabilecek plak toplanma eğilimi olmasıdır.

Tükürük eksikliğinden dolayı ortaya çıkan ağız kuruluğu bulunan yetişkinler özellikle çürük tehdidi altındadır. Ağız kuruluğu; hastalık, ilaç, radyasyon terapisi ve kemoterapi sonucunda ortaya çıkabilir, nedenine göre geçici (günlerce veya aylarca sürebilir) veya kalıcı olabilir..

Çürük çok ciddi bir durumdur çünkü tedavi edilmediği takdirde, dişi yok edebilir, içindeki hassas sinirleri öldürerek diş kökünde enfeksiyon alanı olarak tanımlayabileceğimiz abseye yol açabilir. Abse oluştuktan sonra, diş sadece kanal tedavisi ile tedavi edilebilir veya çekilebilir.

Çürüğüm Olduğunu Nasıl Anlarım?

Dişinizin çürük olup olmadığını size sadece diş hekiminiz söyleyebilir. Bunun nedeni, çürüklerin göremeyeceğiniz bir yerde gelişmesidir. Karbonhidrat ihtiva eden besinler (şeker ve nişasta) yediğinizde, bu karbonhidratlar, plak içindeki bakteriler tarafından yenilerek, dişi yumuşatan asitler üretirler. Zamanla, yüzey sağlam görünürken altındaki diş minesi kırılmaya başlar. Yüzeyin altındaki mine yeterince zarar görünce, yüzey de etkilenir ve çürük görülür.

Çürükler, genellikle arka dişlerin çiğneme yüzeylerindeki çukurlarda, dişler arasında ve dişeti çizgisi yakınında oluşur. Fakat nerede oluşurlarsa oluşsunlar, çürük ilerlemeden teşhis ve tedavi etmenin en iyi yolu, diş muayenesi için düzenli olarak diş hekimine gitmektir.

Çürükleri Nasıl Önleyebilirim?

* Günde en az iki defa dişlerinizi fırçalayın ve diş ipi kullanarak, dişlerinizin aralarını ve dişeti çizgisinin altını temizleyin.
* Düzenli olarak diş muayenesi yaptırın. Düzenli bakım, sağlık problemlerinin ortaya çıkmasını ve küçük problemlerin büyümesini engeller.
* Nişastalı veya şekerli besinleri fazla içermeyen dengeli bir beslenme uygulayın. Bu gıdaları öğün arasında değil, öğünle birlikte yiyerek, dişlerinizin aside maruz kalma sıklığını azaltın. Diş macunu da dahil olmak üzere florür ihtiva eden diş ürünleri kullanın.
* Çocuğunuzun içme suyunda florür olduğundan emin olun. Su kaynağında florür yoksa, diş hekiminiz veya çocuk doktorunuz size günlük florür takviyeleri önerebilir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Ağız Hijyeni Nedir?


Ağız Hijyeni Nedir?


Ağız hijyeni, ağzımızın sağlıklı görünmesini ve güzel kokmasını sağlar. Diğer bir deyişle:

* Dişleriniz temizdir ve üzerlerinde kalıntılar yoktur.
* Dişetleriniz pembedir ve dişinizi fırçalarken ya da diş ipi kullanırken dişetleriniz kanamaz veya acımaz.
* Sürekli kötü ağız kokusu oluşmaz.

Dişlerinizi fırçalarken veya diş ipi kullanırken dişetleriniz kanıyorsa veya acıyorsa; ya da sürekli kötü ağız kokusu oluşuyorsa diş hekiminize görünün. Bu belirtilerden biri bile ağzınızda bir problem olduğuna işaret olabilir.

Diş hekiminiz, doğru ağız bakımı tekniklerini öğrenmenizi sağlayarak dişinizin fırçalama sırasında dikkat gerektiren bölgelerini fark etmenize yardımcı olabilir.

Ağız Bakımı Nasıl Uygulanır?

Ağız bakımı, dişleriniz ve dişetleriniz için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Sağlıklı dişlere sahip olmak iyi görünmeniz ve iyi hissetmenizin yanı sıra; yemek yemenizi ve konuşmanızı da sağlar. İyi bir ağız sağlığı huzurunuz için de önem taşır. Kurallı ve doğru diş fırçalama ve diş ipi kullanımını içeren günlük önleyici bakım, problemleri ortaya çıkmadan önce durdurmanıza yardımcı olur. Problemlerin tedavisine göre ise daha ağrısız, ucuz ve sorunsuz bir yöntemdir.

Diş hekimine yapılan düzenli ziyaretler dışında; dişeti hastalığı, diş çürüğü, ve diğer diş problemlerinin oluşumunu engellemek veya büyük ölçüde azaltmak için hepimizin yapabileceği basit uygulamalar vardır. Bunlar:

Günde iki defa kurallı ve doğru diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak

Dengeli beslenmek ve yemekler arasındaki atıştırma sayılarını azaltmak

Diş macunu dahil olmak üzere florür, içeren diş ürünlerini kullanmak

Diş hekiminizin tavsiyesi doğrultusunda florürlü ağız suyu ile ağzı çalkalamak

Eğer sularında florür bulunmayan bir bölgede yaşıyorsanız, 12 yaşın altındaki çocukların florürlü su içmeleri veya florür takviyesi almaları şeklinde sıralanabilir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr