13 Mart 2013 Çarşamba

implant ücretleri

Merhaba sevgili okurlarımız implant ücretleri hakkında geniş bilgi almak istiyorsanız size türkiye'nin en kaliteli implant yapan firması olan implantv.com adresi ile tanıştırmak istiyorum sizi. implant ücreti hakkında sizlere bütçenize uygun bir fiyat sunan implantv gece gündüz sizlerin sağlığı için çalışmaktadır.
implantv firması türkiyenin en genç ve dinamik kadrosu ile sizlere 7/24 hizmet eden bir diş kliniğidir.
Buyrun tıklayın => www.implantv.com

implant fiyatları


implant fiyatları

implant-fiyatlari
İmplant diş eksikliğinin giderilmesidir.Titanyum dediğimiz malzemeden kişinin hangi bölgesi eksikse o bölgeye implant cerrahi olarak yerleştirilir.
Yapılması son derece kolay bir işlemdir. Normal bir dolgu yapar gibi yaptığımız bir anesteziden sonra kişinin eksik olan bölgesine çok küçük bir yuva açılır ve bu yuva içersine implant yerleştirilir.
Yaklaşık üst ve alt çeneye göre değişen 1.5 ve 2 ay gibi bir dönem bekleme dönemidir. Bu dönemde implant kemik içine tamamen yerleştirilir daha sonra da implantın üst yapısına geçilir. Implant yapıldığı dönemde kişiler sigaradan uzak durmalıdır. Çünkü sigara buharı ile dokulara zarar verir ve implantın kemiğe kaynamasını geciktirebilir. Implant üzerine yapılacak protezler sabit ve portatif olabilir.
Kişinin ön dişerine dahi implant uygulanabilir. Estetik görünüm açısından avantaj sağlar. Eğer kişinin ağızdaki kemik yapısı az ise bu bölgelere birkaç implant yerleştirilip onlardan destek alıp hareketli protez yapılabilir, bu da kişinin rahat şekilde yemek yemesini ve sosyal aktivitelerini geçekleştirmesinde yardımcı olur.
Diş implant fiyatları kullanılacak markaya göre değişmektedir. Diş implantlarında marka ve garanti çok önemlidir. Bir diş için implant ortalama 200 Euro’dan başlayarak kalitesine göre fiyatı artmaktadır. İmplant tedavilerinde implant üst yapısı ayrıca hesaplanmaktadır. Bir adet porselen kuron ortalama 50 Euro’dur. Üst yapıda kullanıcak malzemeye göre fiyat değişiklik göstermektedir.

implant ömrü kaç senedir


Diş implantının ömrü kaç yıldır
İmplantlar yapıldıktan sonra hastaların ne şekilde baktıkları önemlidir. Ayrıca uygulayacak olan hekimin de bu konulara katkısı olabilecektir. İyi şartlarda yapılmış diş implantları bu süreyi uzatacaktır.
Hastalar ilk günden itibaren doktor tarafından doğru değerlendirilmelidir. Uygun olan hastalar için uygun ölçülerin alınıyor olması önemlidir. Hastaların çene kemiklerinin implant için uygun olması gerektiği de önemlidir. Uygulanan bu implant dişler aslında yapay diş olarak düşünülebilir. Eğer uygulayıcı hatası olmazsa ve hastalar sonrasında bu yapay dişlere iyi bakarlarsa implantalar ömür boyu kullanılabilecektirAradan uzun yıllar geçse bile iyi bakılmış implant dişler yapılan kontrollerle henüz yeni takılmış gibi oldukları görülebilecektir.
İmplantlarda ömür kısaltabilecek etkenler vardır;
-          Sigara kullanıyor olmak tıpkı sağlıklı dişlerin etkilenebileceği gibi implant dişlerde sigaradan etkilenebilecektir.
-          Diş eti hastalıklarına maruz kalmak; bu tarz hastalıklara sık yakalanan ve yatkın olan kişiler için implant ömrü kısalabilir
-          Kontrolleri gününde yaptırmayan kişiler
-          Sağlıklı dişlerin bakımı gibi implant dişerin bakımına da özen gösterilmeyen durumular

6 Mart 2013 Çarşamba

20 yaş dişlerinin çekilmesini gerektiren durumlar nelerdir?


20 yaş dişlerinin çekilmesini gerektiren durumlar nelerdir?


1- Çürük: 20 yaş dişleri konum olarak çok geride oldukları için ve genellikle düzgün doğrultuda süremedikleri için temizlik ve bakımları daha zor ve bu sebeple çürümeleri daha kolaydır. Bu dişler çürüdükten sonra ise çok geride olmalarından dolayı tedavileri de zordur. Ayrıca diğer dişlerden çok daha değişik olan kök kanalı yapıları sebebiyle kanal tedavisi de çoğu durumda uygulanamamaktadır. Bu sebeplerden dolayı çürük sonucu oluşabilecek ağrı, apse ve ağız kokusu gibi durumları önlemek amacıyla çekimleri tercih edilmektedir.
2- 2. büyük azı dişine etkileri: 20 yaş dişleri genellikle düzgün pozisyonda süremedikleri için çevrelerindeki besin artıklarının birikimiyle veya yanındaki büyük azı dişine uyguladıkları basınçla komşu dişte de madde kaybı ve çürüklere sebep olabilmektedirler. Bu şekilde zarar verebilme potansiyeline sahip 20 yaş dişlerinin de çekilmeleri gerekmektedir.
3- Perikoronitis: (çevre dişeti inflamasyonu) 20 yaş dişleri kısmen gömük kaldıkları durumlarda üstündeki dişetiyle arasında biriken bakterilerin yol açtığı bir enfeksiyon gelişebilir. Bu esnada yüzde şişme, ağız açmada zorluk, ağrı, ağız kokusu, lenf bezlerinde şişlik ve ateş gibi durumlar görülebilir.
4- Dişlerde çarpaşıklık: 20 yaş dişleri normal pozisyonda süremediklerinde, sürme esnasında dişlere uyguladığı basınç sebebiyle diğer dişlerde de hareketliliğe yol açabilir ve diş dizisinde çapraşıklık gibi durumlara rastlanabilir.
5- Ağrı: 20 yaş dişleri normal pozisyonlarında süremediklerinde yan dişlere uyguladıkları basınçla ağrıya yol açabilmektedirler.
6- Kist oluşumu: 20 yaş dişleri tam olarak gömülü oldukları veya kısmen gömülü oldukları durumlarda bazı hastalarda kist oluşumuna sebep olabilmektedirler. Bu durum muayene esnasında hekiminizin çekeceği panoramik röntgenle teşhis edilebilmektedir.
7- Yanak ısırma: Çok sık rastlanılmasa da 20 yaş dişleri genelde normal pozisyonda süremediklerinden hastalarda yanak ısırma ve mukozada yaralanma şikayetlerine sebep olabilmektedir. Böyle durumlarda da 20 yaş dişlerinin zaten normal fonksiyon görmediklerinden alınmaları uygundur.

3 Mart 2013 Pazar

Diş Yaralanması


Tedaviye ihtiyacım olup olmadığını nasıl bilebilirim?
Her türlü ağız travmasında olduğu gibi, tedavi gerekip gerekmediğini belirlemek için derhal diş hekiminize danışın Diş hekiminiz, etkilenen bölgeyi muayene eder ve gerekirse röntgen çeker.

Kırık, çatlak veya aşınmış dişten dolayı ağrı çekiyorsanız, reçetesiz satılan ağrı
kesicilerden alabilirsiniz. Mümkünse, dişinizin kırılan parçasını yanınıza alın ve diş hekiminize götürün.

Diş yaralanma sonucunda tamamen yerinden çıkmışsa, mümkün olan en kısa sürede dişi diş hekiminize götürün. Çıkan dişi reimplantasyon adı verilen bir prosedürle yerine yerleştirmek mümkün olabilir.

Diş hekimi Nasıl Bir Tedavi Uygular?
Parçası kopmuş diş -Ağrı yoksa ve kopan parça küçükse, dişin tedavi edilip edilmeyeceğine, edilecekse ne zaman ve nasıl tedavi edileceğine dair karar size aittir. Parçanın boyutuna göre, düzleştirilebilir veya görünüm olarak düzeltilebilir. Diğer seçenekler, kaplama, kuron ve dolgudur. Diş hekiminizden bu seçenekler konusunda bilgi isteyin. Dolgu veya yapay diş kırılırsa, değiştirilmesi gerekir.

Çatlak veya kırık diş - Çatlak veya kırık dişler, başka hasar meydana gelmeden mümkün olan en kısa sürede onarılmalıdır. Kanal tedavisi veya dişin çekilmesi gerekebilir. Çatlak diş minesini veya dentini etkilemişse, genelde en iyi tedavi kuron uygulamasıdır. Çatlakların her zaman görünür olmadığını, hatta röntgende bile görünemeyebileceğini unutmayın. Semptomlar, çiğneme esnasında ağrı, soğuk ve sıcak gıda ve içeceklere, havaya karşı hassasiyeti içermekle birlikte, koşul zamanla daha belirgin bir hal alabilir.

Fırlamış dişler -Dişin başarılı bir şekilde yerine takılması için, mümkün olan en kısa sürede yuvasına tekrar reimplante edilmelidir. Geçen her dakika, diş kökünde daha çok hücrenin ölmesi demektir. Mümkünse, dişinizi sadece suyla çalkalayın, dişi yerine koyun ve mümkün olan en kısa sürede diş hekimiye gidin. Kök, sadece kuronundan tutulmalı ve kurumasına müsaade edilmemelidir. Başarılı olması için reimplantasyonun ilk 30 dakikada yapılması gerekir, ancak iki saate kadar başarı ihtimali yüksektir. Diş hekiminizin dişin stabilize edilmesinden sonra bir - iki hafta içinde kanal tedavisi yapması gerekebilir.

Diş hekimi tarafından çekilsin, ya da kazara çıkmış olsun daimi olarak kaybedilen dişlerin yeri doldurulmalıdır. Burada amaç, çiğneme ve konuşma gibi problemleri, diğer dişlerin yer değiştirmesini ı, tek taraflı çiğnemenin yol açabileceği Temporo Mandibular eklem (TMJ) bozukluklarını ve çene kemiğinin zayıflamasını önlemektir. Kaybedilen dişlerin yerine köprü, protez ve implant yapılabilir.

Çene kırığı -Sizin veya birinin çenesinin kırıldığından şüpheleniyorsanız, yerinden oynatmayın. Çene, başın üstünden geçecek şekilde çenenin etrafından sarılmış bir mendil, kravat veya havlu ile sabit tutulmalıdır. Şişme varsa, azaltmak için soğuk kompres uygulanmalıdır. Derhal bir hastanenin acil servisine gidin veya diş hekiminizi arayın.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Ağız Kuruluğu


Ağız kuruluğuna sahipseniz bu ağzınızı nemli tutmak için yeterli tükürüğünüz olmadığı anlamına gelebilir. Bu durum özellikle; sinirli, gergin ve stres altında olduğunuz zamanlarda görülebilir. Ağız kuruluğu sorunu kişiyi rahatsız etmesinin yanında daha ciddi problemlere yol açabilir veya ciddi bir medikal durumun varlığına işaret edebilir. Bunun sebebi, tükürüğün ağzı ıslak tutmanın yanı sıra başka işlevlere de sahip olmasıdır. Tükürük, besinleri sindirmeye yardımcı olur, dişleri çürükten korur, ağız içindeki bakterileri kontrol ederek enfeksiyonu önler, çiğneme ve yutmayı kolaylaştırır.

Tükürük üreten ve tükürük bezi adı verilen bezlerin doğru çalışmamasının çeşitli nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

* Bazı ilaçların yan etkileri: Antihistaminikler, burun açıcılar, ağrı kesiciler, diüretikler, tansiyon ve depresyon ilaçları gibi 400'den fazla ilaç ağız kuruluğuna neden olabilir.
* Hastalıklar: Diyabet, Hodgkin, Parkinson hastalığı, HIV/AIDS ve Sjögren sendromu gibi tükürük bezlerini etkileyen hastalıklar ağız kuruluğuna yol açabilir.
* Radyasyon terapisi: Başınız veya boynunuz kanser tedavisi sırasında radyasyona maruz kalmışsa tükürük bezleri hasar görebilir. Tükrük kaybı geçici veya kalıcı olabilir.
* Kemoterapi: Kanser tedavisi için kullanılan ilaçlar tükrüğü kalınlaştırabilir veya ağızda kuruluk hissine neden olabilir.
* Menopoz: Hormon seviyelerinin değişmesi, genellikle menopoz sonunda ve menopoz sonrası kadınlarda kalıcı ağız kuruluğuna yol açar.
* Sigara: Birçok pipo, puro ve sigara kullanıcısı ağız kuruluğu yaşamaktadır.

Ağız Kuruluğu Rahatsızlığım Olduğunu Nasıl Anlayabilirim?

Herkes zaman zaman ağzında kuruluk hissedebilir. Bu his kaybolmuyorsa, tükürük üretiminde bir problem olabilir. Ağız kuruluğu semptomları şunları içerir:

* Ağızda, yapışkanlık ve kuruluk hissi
* Yutkunma güçlüğü
* Dilde yanma hissi
* Boğaz kuruluğu
* Dudaklarda çatlama
* Tat almada azalma veya ağızda metal tadı
* Aft
* Sürekli kötü ağız kokusu
* Çiğneme/konuşma güçlüğü

Ağız Kuruluğu Nasıl Tedavi Edilir?

Ağız kuruluğunu tedavi etmenin tek kalıcı yolu sebebini tedavi etmektir. Ağız kuruluğunun nedeni ilaçlarsa, doktorunuz reçetenizi veya ilacın dozajını değiştirebilir. Tükürük bezleri düzgün bir biçimde çalışmıyor fakat yine de biraz tükürük üretiyorsa, doktorunuz tükürüklerin daha iyi çalışmasına yarayacak bir ilaç verebilir.

Ağız kuruluğunuzun sebebi ortadan kalkacağı zamana kadar, veya hiç kalkmayacaksa, ağzınızı farklı şekillerde nemlendirebilirsiniz. Diş hekiminiz size yapay tükürük gibi ağız nemlendiricileri verebilir. Ağız kuruluğunu gidermek için özel olarak üretilmiş ağız suları kullanılması rahatlama sağlayabilir. Bunlara ek olarak:

* Sık sık su veya şekersiz içecekler içebilirsiniz.
* Kahve, çay veya bazı sodalar gibi, ağız kuruluğuna yol açabilen kafeinli içeceklerden kaçının.
* Tükürük akışını uyarmak için şekersiz sakız çiğneyebilir veya şekersiz sert şekerler emebilirsiniz (tükürük bezi fonksiyonu az da olsa varsa).
* Ağzınızda kurumaya yol açabileceği için tütün veya alkol kullanmayın.
* Baharatlı veya tuzlu yiyeceklerin kuru ağızda ağrıya neden olabileceğini unutmayın.
* Geceleri nemlendirici kullanın.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Diş gıcırdatma

Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Toplumumuzda sık rastlanır. Genellikle bu alışkanlığa sahip bireyler bundan habersizdir. 

Diş gıcırdatmanın sebepleri nelerdir?
Bruksizmin (diş gıcırdatması) oluş nedenleri hakkında çeşitli görüşler vardır. Bazı araştırmacılar buruksizmin dişler arasındaki kapanış ilişkisinin bozulmasından kaynaklandığını, bazıları santral sinir sistemindeki bir hastalığın neden olduğunu bazı araştırmacılar da bu iki nedeni de kapsayan çok yönlü bir problem olduğunu ileri sürmektedirler. 

Duygusal stresler (Herkes stresin bruksizmin nedenleri arasında en önemli faktör olduğu konusunda fikir birliği içerisindedir. Vücudumuzda stres belirtilerini ilk olarak gördüğümüz yer ağız dokularıdır. Stres bruksizmin hem oluş nedeni hem de olayın şiddetini artıran en önemli faktör olarak belirlenmiştir.) 

Aşırı sinirli, hassas, titiz bir yapıya sahip olmak 
Malokluzyon (dişlerin diziliş ve sıralanışındaki bozukluklar) 
Diş gıcırdatması sonucu ağız ve dokularında ne tür rahatsızlıklar oluşur ve belirtileri nelerdir?
Dişlerin çiğneyici yüzünde oluşan aşınma: Dişlerin birbirleri ile sürtünmesi sonucunda oluşan aşınma tüm dişleri kapsayabilirse de özellikle ön dişlerde daha etkilidir.
Dişlerde kırılma: Dişleri sıkma ve gıcırdatma sonucunda ön dişlerin köşelerinde arka dişlerin çıkıntılı kısımlarında mikro çatlaklar oluşur. Röntgen ile saptanamayan bu çatlaklar zamanla büyüyerek dişlerin kırılmasına neden olur.
Dişlerde aşırı hassasiyet: Genellikle soğuğa karşı hassasiyet gelişir. Ani diş sızlamaları başlar. Diş etinin geriye çekilmesi ve genellikle bununla birlikte oluşan dişin boynunda diş eti hizasında oluşan çentik şeklindeki aşınmalar: Bu durumun oluşmasına neden olarak ilerleyen yaşa bağlı diş eti çekilmesi ya da aşırı baskı uygulanarak yapılan diş fırçalama gösteriliyorsa da , bruksizm hastalığının dişlerde bu gibi oluşumlara neden olduğu bilinmelidir.
Dişlerde sallanma: Yıllar süren gıcırdatma sonucu dişler gevşeyerek sallanmaya başlar. Aşırı basınç dişleri saran kemik desteğinin kaybolmasına neden olur. Bu durumu telafi etmek için dişlerin kökleri hizasında ekstra kemik çıkıntıları gelişir.
Yanaklarda iritasyon (tahriş): Özellikle dişleri birbirlerine temas ettikleri kapanış çizgisi hizasında, yanağın iç kısmında çizgi ya da kabartı şeklinde fibröz bir oluşum meydana gelir. Bu oluşum nedeni ile sıklıkla "yanak ısırma" olayı ile karşılaşılır.
Kas ağrısı: Özellikle şakak ve yanak bölgesindeki kasların aşırı çalışması bu bölgelerde kas ağrısına neden olur.
Baş ağrısı: yukarıda belirtilen kas ağrısı zaman zaman baş ağrısı şeklinde kendini gösterir.
Çene ekleminde ağrı: Çene eklemine aşırı yüklenilme nedeni ile eklemde ağrı, çıtırtı ve kenetlenme olabilmektedir.

Bu belirtiler diş gıcırdatmasının hemen başlangıcından itibaren ortaya çıkmaz. Olayın şiddetine ve süresine göre bazen yıllar sonra görülebilmektedir. Çoğunlukla belirtilerin tümü birden olmayabilir. Bazen çok az belirti gösterebilir. 

Tedavi

Tedavinin amacı dişlerde çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır 

Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan "gece koruyucuları", diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir. 

Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir: 

* Stres terapisi, 
* Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, 
* Kas gevşetici ilaç uygulaması, 
* Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, 
* Eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Halitosis Nedir?


Halitosis Nedir?

Halitosis, basitçe, her insanın zaman zaman yaşadığı bir problem olan ağız kokusu demektir. Nüfusun önemli bir kısmının bir döneminde kronik halitosis geçirdiği tahmin edilmektedir.

Ağız kokusuna birçok şey neden olabilir:

* Yetersiz ağız hijyeni (dişleri düzgün fırçalamamak ve diş ipi kullanmamak).
* Dişeti Hastalığı
* Soğan veya sarımsak gibi belirli yiyecekleri yemek
* Tütün ve alkol ürünleri
* Ağız kuruluğu - (bazı ilaçların, medikal bozuklukların ve uyku esnasında tükürük akışında azalmanın yol açtığı ağız kuruluğu- buna "sabah nefesi" denilir)
* Diyabet, karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları gibi sistemik hastalıklar.

Ağız Kokusuna Sahip Olduğumu Nasıl Anlarım?

Ağız kokusunu test etmenin yöntemlerinden biri, ağzınızı ve burnunuzu elinizle kapamak, nefes vermek ve nefesinizi koklamaktır. Diğer bir yöntem ise güvendiğiniz birine nefesinizin kokup kokmadığını sormaktır. Birçok insanın "sabah nefesi" problemi yaşadığını unutmayın, bunun nedeni uyku esnasında tükürük akışının azalması, asitlerin ve diğer kalıntıların ağızda çürümesidir. Yatmadan önce dişleri fırçalamak ve diş ipi kullanmak ve dişlerinizi ve dilinizi özellikle sabah fırçalamak, genellikle sabah nefesini ortadan kaldıracaktır.

Ağız Kokusunu Nasıl Önleyebilirim?

Ağız kokusuna neden olan gıdalardan kaçınmaya ek olarak, aşağıdaki yöntemlerle ağız kokusu ihtimalini azaltabilirsiniz:

* Plakları ve yiyecek artıklarını temizlemek için dişlerinizi günde en az iki defa fırçalamak ve her gün diş ipi kullanmak. Dilinizi fırçalamak da ağız kokusunu azaltmaya yardımcı olur.
* Her gece protezleri çıkarmak ve temizlemek, sabah tekrar takmak.
* Diş muayenesi ve profesyonel temizlik için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret etmek.

Fırçalama ve diş ipi ile giderilemeyen sürekli ağız kokusu probleminiz varsa, kapsamlı bir diş muayenesi için diş hekiminizi ziyaret edin çünkü daha ciddi bir probleminiz olabilir. Diş hekiminiz size, kötü ağız kokusuna neden olabilecek dişeti hastalığı, ağız kuruluğu veya fazla plak birikimi olup olmadığını söyleyebilir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

1 Mart 2013 Cuma

Diş Hassasiyeti Nedir?

Diş hassasiyeti, dentin hassasiyeti veya kök hassasiyeti için kullanılan genel bir terimdir. Sıcak, soğuk, tatlı, ekşi veya çok fazla asitli yiyecek ve içecekler; soğuk hava şartları dişlerinizin ağrımasına ya da hassaslaşmasına neden oluyorsa; dişleriniz hassas demektir.

Diş Hassasiyeti Sık Karşılaşılan bir Durum mudur?

Diş hassasiyeti günümüzde oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.

Diş Hassasiyetinin Nedeni Nedir?

Diş hassasiyeti genellikle dişeti hastalıkları veya dişeti çekilmesi nedeniyle diş köküne yakın olan bölgelerde dentin dokusunun açığa çıkması sonucunda oluşur. Dişeti çekilmesi oldukça yaygındır. Diş kökünde, dişin kuron bölümünde yer alan mine gibi koruyucu bir diş tabakası bulunmaz. Bunun yerine oldukça yumuşak bir tabaka olan sement kökleri kaplamaktadır. Bu kayıp sonucunda diş kökündeki dentin açığa çıkar. Yanlış ve sert şekilde dişleri fırçalamak veya aşındırıcı oranı çok yüksek diş macunu kullanılması diş minesinin aşınmasına ve dentin dokusunun açığa çıkmasına neden olabilir. Turşu benzeri fazla asitli yiyeceklerin tüketilmesi, dişte erozyona ve diş yüzeyinde erimeye neden olarak dentin tabakasını açığa çıkarabilir. Buna ek olarak blumia rahatsızlığı (kişinin kendini kusturması) da ağızda meydana getirdiği asitler nedeniyle diş erozyonuna ve hassasiyete neden olabilir.

Diş hekiminize hassas dişiniz konusunda bilgi vermeniz önemlidir. Diş hekiminiz muayene yaparak, problemin dentin hassasiyeti olup olmadığını belirler ve sizin için uygun olan tedaviyi önerir. Eğer dişleriniz hassassa diş fırçalamak kabusa dönüşebilir. Durumun tersine, dişleriniz ağrıdığı için daha az fırçalarsanız da daha fazla dişeti hastalığı ve diş çürüğü oluşma riski ortaya çıkmaktadır.

Sıcak, soğuk, tatlı, ekşi veya asitli yiyecek ve içeceklerden sonra hissedilen ağrı, derin diş çürüğünün veya kırık bir dişin belirtisi de olabilir. Bu durumda diş hekiminiz dolgu yapacak ya da başka bir tedavi uygulayacaktır.

Açığa Çıkan Dentin Neden Ağrır?

Dentin, sadece mikroskopla görünebilen binlerce küçük kanalcıktan oluşmaktadır. Bu kanallar diş yüzeyinden başlayarak dentinin içinden geçer ve dişin ortasındaki (pulpa) sinire kadar uzanır. Bu kanallar sıvı ile doludur; sıcak veya soğuk yiyecek ve içeceklerden sonra bu sıvı hareket ederek dişin sinirini etkiler ve ağrıya neden olur.

Diş Hassasiyetini Önleyebilir miyim?

Diş hassasiyeti oluşma riskini, dişeti hastalıklarını ve dişeti çekilmesini önleyecek şekilde ağzınızı temiz tutarak azaltabilirsiniz. Diş hekiminiz tarafından önerildiği şekilde dişlerinizi fırçalar, diş ipi kullanır ve daha az aşındırıcı bir diş macunu kullanırsanız, diş hassasiyeti oluşturma riskini azaltabilirsiniz.

Aynı şekilde çok fazla asit içermeyen bir diyetler diş hassasiyeti engellenebilir. Hassas dişlerinizi önemsemezseniz daha farklı ağız problemleri yaşayabilirsiniz, özellikle ağrı nedeniyle dişlerinizi fırçalamazsanız dişeti hastalıkları ve diş çürüğü meydana gelebilir.

Dişlerim Hassas ise Ne Yapmalıyım?

İlk olarak probleminizi bir diş hekimine anlatın çünkü sizin için en iyi tedaviyi o belirleyecektir. Probleminizin dentin ya da kök hassasiyeti değil de daha önemli bir problem olup olmadığının anlaşılması önemlidir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

DİŞ GICIRDATMA (BRUXIZM)

Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Toplumumuzda sık rastlanır. Genellikle bu alışkanlığa sahip bireyler bundan habersizdir. 

Diş gıcırdatmanın sebepleri nelerdir?
Bruksizmin (diş gıcırdatması) oluş nedenleri hakkında çeşitli görüşler vardır. Bazı araştırmacılar buruksizmin dişler arasındaki kapanış ilişkisinin bozulmasından kaynaklandığını, bazıları santral sinir sistemindeki bir hastalığın neden olduğunu bazı araştırmacılar da bu iki nedeni de kapsayan çok yönlü bir problem olduğunu ileri sürmektedirler. 

Duygusal stresler (Herkes stresin bruksizmin nedenleri arasında en önemli faktör olduğu konusunda fikir birliği içerisindedir. Vücudumuzda stres belirtilerini ilk olarak gördüğümüz yer ağız dokularıdır. Stres bruksizmin hem oluş nedeni hem de olayın şiddetini artıran en önemli faktör olarak belirlenmiştir.) 

Aşırı sinirli, hassas, titiz bir yapıya sahip olmak 
Malokluzyon (dişlerin diziliş ve sıralanışındaki bozukluklar) 
Diş gıcırdatması sonucu ağız ve dokularında ne tür rahatsızlıklar oluşur ve belirtileri nelerdir?
Dişlerin çiğneyici yüzünde oluşan aşınma: Dişlerin birbirleri ile sürtünmesi sonucunda oluşan aşınma tüm dişleri kapsayabilirse de özellikle ön dişlerde daha etkilidir.
Dişlerde kırılma: Dişleri sıkma ve gıcırdatma sonucunda ön dişlerin köşelerinde arka dişlerin çıkıntılı kısımlarında mikro çatlaklar oluşur. Röntgen ile saptanamayan bu çatlaklar zamanla büyüyerek dişlerin kırılmasına neden olur.
Dişlerde aşırı hassasiyet: Genellikle soğuğa karşı hassasiyet gelişir. Ani diş sızlamaları başlar. Diş etinin geriye çekilmesi ve genellikle bununla birlikte oluşan dişin boynunda diş eti hizasında oluşan çentik şeklindeki aşınmalar: Bu durumun oluşmasına neden olarak ilerleyen yaşa bağlı diş eti çekilmesi ya da aşırı baskı uygulanarak yapılan diş fırçalama gösteriliyorsa da , bruksizm hastalığının dişlerde bu gibi oluşumlara neden olduğu bilinmelidir.
Dişlerde sallanma: Yıllar süren gıcırdatma sonucu dişler gevşeyerek sallanmaya başlar. Aşırı basınç dişleri saran kemik desteğinin kaybolmasına neden olur. Bu durumu telafi etmek için dişlerin kökleri hizasında ekstra kemik çıkıntıları gelişir.
Yanaklarda iritasyon (tahriş): Özellikle dişleri birbirlerine temas ettikleri kapanış çizgisi hizasında, yanağın iç kısmında çizgi ya da kabartı şeklinde fibröz bir oluşum meydana gelir. Bu oluşum nedeni ile sıklıkla "yanak ısırma" olayı ile karşılaşılır.
Kas ağrısı: Özellikle şakak ve yanak bölgesindeki kasların aşırı çalışması bu bölgelerde kas ağrısına neden olur.
Baş ağrısı: yukarıda belirtilen kas ağrısı zaman zaman baş ağrısı şeklinde kendini gösterir.
Çene ekleminde ağrı: Çene eklemine aşırı yüklenilme nedeni ile eklemde ağrı, çıtırtı ve kenetlenme olabilmektedir.

Bu belirtiler diş gıcırdatmasının hemen başlangıcından itibaren ortaya çıkmaz. Olayın şiddetine ve süresine göre bazen yıllar sonra görülebilmektedir. Çoğunlukla belirtilerin tümü birden olmayabilir. Bazen çok az belirti gösterebilir. 

Tedavi

Tedavinin amacı dişlerde çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır 

Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan "gece koruyucuları", diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir. 

Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir: 

* Stres terapisi, 
* Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, 
* Kas gevşetici ilaç uygulaması, 
* Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, 
* Eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Temporomandibular Bozukluklar Eklem Bozuklukları (TMJ) Nelerdir?


Temperomandibular eklem bozukluğu, üst ve alt çeneyi birleştiren eklemin doğru çalışmadığı anlamına gelir. Bu eklem vücuttaki en karmaşık eklemlerden biri olup, alt çenenin ileri, geri ve yanlara hareketinden sorumludur. Bu karmaşık kas, lif, disk ve kemik sisteminin işlevini engelleyen her türlü probleme Temporomandibular Eklem Bozuklukları adı verilir. Genellikle, çenenizin tıklaması ya da bir an için "takılı kalması" şeklindedir. Bu rahatsızlığın nedenini tam olarak belirlemek genellikle imkansızdır.


En çok görülen semptomları şunlardır:

* Baş ağrıları (genellikle migreni andıran), kulak ağrıları ve gözlerde ağrı ve basınç
* Ağzınızı açtığınızda veya kapadığınızda tıklama veya çıtlama sesi
* Esneme, ağzınızı geniş bir şekilde açma veya çiğneme esnasında ağrı
* "takılan", "kilitlenen" çene
* Çene kaslarında hassasiyet
* Üst ve alt dişlerimizin birleşme şeklinde ani değişiklik

TMJ Nasıl Tedavi Edilir?

Tek bir tedavisi bulunmadığından, semptomları önemli ölçüde azaltabilecek farklı tedaviler uygulayabilirsiniz. Diş hekiminiz size aşağıdaki tedavilerden birini veya birkaçını önerebilir:

* Nemli ısı uygulayarak ya da kas gevşetici, aspirin veya diğer reçetesiz satılan ağrı kesicileri ya da antienflammatuar ilaçları kullanarak kas spazmını ve ağrıyı azaltmaya çalışın
* Gece plağı veya splint olarak adlandırılan bir aparey kullanarak, sıkma ve diş gıcırdatmanın zararlı etkilerini azaltın. Ağzınıza uyması için özel olarak yapılan apareyler üst dişlerin üzerine takılarak, alt dişlerle sürtünmesini önler
* Çenedeki kas gerilimini kontrol etmeye yönelik rahatlama tekniklerini öğrenin. Diş hekiminiz, gerilimi gidermek için eğitim veya danışmanlık önerebilir
* Çene eklemleri etkileniyorsa ve diğer tedaviler başarısız olmuşsa, çene eklemi cerrahisi önerilebilir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Halitosis (Ağız Kokusu)

Halitosis Nedir?

Halitosis, basitçe, her insanın zaman zaman yaşadığı bir problem olan ağız kokusu demektir. Nüfusun önemli bir kısmının bir döneminde kronik halitosis geçirdiği tahmin edilmektedir.

Ağız kokusuna birçok şey neden olabilir:

* Yetersiz ağız hijyeni (dişleri düzgün fırçalamamak ve diş ipi kullanmamak).
* Dişeti Hastalığı 
* Soğan veya sarımsak gibi belirli yiyecekleri yemek 
* Tütün ve alkol ürünleri 
* Ağız kuruluğu - (bazı ilaçların, medikal bozuklukların ve uyku esnasında tükürük akışında azalmanın yol açtığı ağız kuruluğu- buna "sabah nefesi" denilir) 
* Diyabet, karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları gibi sistemik hastalıklar.

Ağız Kokusuna Sahip Olduğumu Nasıl Anlarım?

Ağız kokusunu test etmenin yöntemlerinden biri, ağzınızı ve burnunuzu elinizle kapamak, nefes vermek ve nefesinizi koklamaktır. Diğer bir yöntem ise güvendiğiniz birine nefesinizin kokup kokmadığını sormaktır. Birçok insanın "sabah nefesi" problemi yaşadığını unutmayın, bunun nedeni uyku esnasında tükürük akışının azalması, asitlerin ve diğer kalıntıların ağızda çürümesidir. Yatmadan önce dişleri fırçalamak ve diş ipi kullanmak ve dişlerinizi ve dilinizi özellikle sabah fırçalamak, genellikle sabah nefesini ortadan kaldıracaktır.

Ağız Kokusunu Nasıl Önleyebilirim?

Ağız kokusuna neden olan gıdalardan kaçınmaya ek olarak, aşağıdaki yöntemlerle ağız kokusu ihtimalini azaltabilirsiniz:

* Plakları ve yiyecek artıklarını temizlemek için dişlerinizi günde en az iki defa fırçalamak ve her gün diş ipi kullanmak. Dilinizi fırçalamak da ağız kokusunu azaltmaya yardımcı olur. 
* Her gece protezleri çıkarmak ve temizlemek, sabah tekrar takmak. 
* Diş muayenesi ve profesyonel temizlik için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret etmek.

Fırçalama ve diş ipi ile giderilemeyen sürekli ağız kokusu probleminiz varsa, kapsamlı bir diş muayenesi için diş hekiminizi ziyaret edin çünkü daha ciddi bir probleminiz olabilir. Diş hekiminiz size, kötü ağız kokusuna neden olabilecek dişeti hastalığı, ağız kuruluğu veya fazla plak birikimi olup olmadığını söyleyebilir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Diş Hassasiyeti Nedir?

Diş hassasiyeti, dentin hassasiyeti veya kök hassasiyeti için kullanılan genel bir terimdir. Sıcak, soğuk, tatlı, ekşi veya çok fazla asitli yiyecek ve içecekler; soğuk hava şartları dişlerinizin ağrımasına ya da hassaslaşmasına neden oluyorsa; dişleriniz hassas demektir.

Diş Hassasiyeti Sık Karşılaşılan bir Durum mudur?

Diş hassasiyeti günümüzde oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.

Diş Hassasiyetinin Nedeni Nedir?

Diş hassasiyeti genellikle dişeti hastalıkları veya dişeti çekilmesi nedeniyle diş köküne yakın olan bölgelerde dentin dokusunun açığa çıkması sonucunda oluşur. Dişeti çekilmesi oldukça yaygındır. Diş kökünde, dişin kuron bölümünde yer alan mine gibi koruyucu bir diş tabakası bulunmaz. Bunun yerine oldukça yumuşak bir tabaka olan sement kökleri kaplamaktadır. Bu kayıp sonucunda diş kökündeki dentin açığa çıkar. Yanlış ve sert şekilde dişleri fırçalamak veya aşındırıcı oranı çok yüksek diş macunu kullanılması diş minesinin aşınmasına ve dentin dokusunun açığa çıkmasına neden olabilir. Turşu benzeri fazla asitli yiyeceklerin tüketilmesi, dişte erozyona ve diş yüzeyinde erimeye neden olarak dentin tabakasını açığa çıkarabilir. Buna ek olarak blumia rahatsızlığı (kişinin kendini kusturması) da ağızda meydana getirdiği asitler nedeniyle diş erozyonuna ve hassasiyete neden olabilir.

Diş hekiminize hassas dişiniz konusunda bilgi vermeniz önemlidir. Diş hekiminiz muayene yaparak, problemin dentin hassasiyeti olup olmadığını belirler ve sizin için uygun olan tedaviyi önerir. Eğer dişleriniz hassassa diş fırçalamak kabusa dönüşebilir. Durumun tersine, dişleriniz ağrıdığı için daha az fırçalarsanız da daha fazla dişeti hastalığı ve diş çürüğü oluşma riski ortaya çıkmaktadır.

Sıcak, soğuk, tatlı, ekşi veya asitli yiyecek ve içeceklerden sonra hissedilen ağrı, derin diş çürüğünün veya kırık bir dişin belirtisi de olabilir. Bu durumda diş hekiminiz dolgu yapacak ya da başka bir tedavi uygulayacaktır.

Diş Hassasiyetini Önleyebilir miyim?

Diş hassasiyeti oluşma riskini, dişeti hastalıklarını ve dişeti çekilmesini önleyecek şekilde ağzınızı temiz tutarak azaltabilirsiniz. Diş hekiminiz tarafından önerildiği şekilde dişlerinizi fırçalar, diş ipi kullanır ve daha az aşındırıcı bir diş macunu kullanırsanız, diş hassasiyeti oluşturma riskini azaltabilirsiniz.

Aynı şekilde çok fazla asit içermeyen bir diyetler diş hassasiyeti engellenebilir. Hassas dişlerinizi önemsemezseniz daha farklı ağız problemleri yaşayabilirsiniz, özellikle ağrı nedeniyle dişlerinizi fırçalamazsanız dişeti hastalıkları ve diş çürüğü meydana gelebilir.

Dişlerim Hassas ise Ne Yapmalıyım?

İlk olarak probleminizi bir diş hekimine anlatın çünkü sizin için en iyi tedaviyi o belirleyecektir. Probleminizin dentin ya da kök hassasiyeti değil de daha önemli bir problem olup olmadığının anlaşılması önemlidir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Evde diş ağrsısı İlkyardım

Küçük şişlikler ve berelere müdahale etmek için evinizde ilkyardım çantası bulundurabilirsiniz. Fakat, diş ile ilgili acil durumlar için hazırlıklı olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Sağlık otoritelerine göre, herkesin evinde mutlaka bir ilkyardım çantası bulunmalıdır.

Ağız ve diş yaralanmaları ve acil durumlar çocuk ve yetişkinlerde çok yaygın görülür. Diş veya ağız yaralanmalarına daha iyi bir şekilde müdahale etmek için eczaneden temin edebileceğiniz bazı şeyleri ilkyardım çantanıza ekleyebilirsiniz.
Yapacağınız müdahale profesyonel tedavi yerine geçmemekle beraber ağızdaki küçük yaralanmaları tedavi etmek ve hasta diş hekimine gidinceye kadar önemli problemleri kontrol altına almaya yardımcı olmak için büyük önem taşıyacaktır.

İlk yardım çantasına konması önerilen malzemeler: Ağız aynası, diş ipi, rulo pamuk , steril gazlı bez, diş fırçası, cımbız, aspirin veya muadili ilaç, hazır soğuk kompres, şişe suyu, tuz, parafin veya diş mumu, tıbbi muayene eldivenleri ve oksijenli ağız temizleyicisidir.

Acil durumlara müdahale etmek için, aşağıdaki ipuçlarından faydalanabilirsiniz.

Diş Ağrısı: Ağzınızı ılık su ile çalkalayın. Dişler arasında sıkışmış olan herhangi bir şeyi çıkarmak için diş ipi kullanın, ve ardından ağzınızı çalkayın. Eğer şişlik varsa; yanağın dış tarafından buz veya soğuk kompresi uygulayın. (bu kompresi 20 dakikada bir ara vererek uygulayın). Kompresi kesinlikle sıcak uygulamayın. Ağrıyı hafifletmek için, aspirin veya muadili bir ilaç alınabilir. Yanmaya neden olacağından dolayı, doğrudan dişeti dokusu üzerine ya da dişin üzerine aspirin koymayın. Olabilecek en kısa sürede bir diş hekimine gidin.

Dişler arasına sıkışan şeyler: Sıkışan objeleri diş ipi ile çıkarmaya çalışın, kalan parçacıkları çıkarmak için suyla güçlü bir şekilde ağzınızı çalkalayın. Eğer objeyi çıkaramazsanız, mutlaka bir diş hekimine gidin.

Aft veya ağız yarası: Aftlar ağız içinde, yanak, dişeti veya dil üzerinde çıkan küçük beyaz yaralardır. Bunlar; yanağın ısırılması, sert diş fırçalama, sıcak yiyeceklerin neden olduğu yanmalar ve diş teli veya takma dişlerden kaynaklanan tahrişten dolayı oluşabilirler. Oksijenli su ile temizleme sonucunda oluşan köpürme etkisi ile gıda parçacıkları yaradan uzaklaştırılır.

Diş Düşmesi: Böyle bir durumla karşılaştığınızda ilk önce dişi bulmaya çalışın. Düşen bir süt dişiyse; dişi süt, tuzlu su veya hastanın tükürüğünün olduğu bir kaba koyun. Bunların mevcut olarak bulunmadığı bir durumda ise dişi su dolu bir kaba koyun. Düşen diş daimi dişse, köküne dokunmamaya dikkat ederek dikkatlice dişi çıktığı yere yerleştirin. ve dişle birlikte hemen diş hekimine gidin.

Kırık Diş: Bir antiseptik ile yara alanı ve kirleri temizleyin. Şişliği en aza indirgemek için yaralanan diş alanına doğru yüze buz veya soğuk kompres uygulayın. Eğer dişin keskin bir kenarı varsa, dişeti veya yanak yaralanmalarını önlemek için, parafin (mum) ile kaplayın ve hemen diş hekimine gidin.

Dudak veya Dil Isırma: Steril gazlı bez kullanarak 15-20 dakika boyunca kanayan bölgeye doğrudan basınç uygulayın. Kanamayı hafifletmek ve yarayı temizlemek için, ağız bakım suyu ile ağzınızı çalkayın. Şişlik meydana gelirse buz veya soğuk kompres uygulayın. Kanama devam ederse, bir hastanenin acil bölümüne gidin.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr

Ağız Yaraları Nelerdir?

Ağız İritasyonları ve Oral Lezyonlar Ne Anlama Gelir?

Ağız iritasyonları ve oral lezyonlar, ağız, dudak veya dildeki şişme, leke veya ağrılardır. Ağız yarası ve bozukluklarının birçok türü olmasına rağmen en çok görülenler pamukçuk, uçuk, lökoplaki ve mantardır. Ağız yarası, iritasyon ve lezyonlar ağrılı, kötü görünümlü olabilir; yeme ve konuşmayı kısıtlayabilirler. Bir hafta veya daha uzun süren ağız yarası, diş hekimi tarafından muayene edilmelidir. Biyopsi (test amaçlı doku örneği alınması) 
tavsiye edilebilir ve genellikle, kanser ve HIV gibi ciddi hastalıklar haricinde nedeni tespit edilebilir.

Ağzımda Yara Olduğunu Nasıl Anlayabilirim?

Aşağıdaki belirtiler, ağız lezyonunun işaretleri olabilir:

* Beyaz şişkinlikler biçimindeki pamukçuklar veya etrafı kırmızı aftlar ağız lezonu için önemli bir işaret olabilir. Aftlar bulaşıcı olmamasına rağmen, bulaşıcı herpes virüsünün yol açtığı uçuklarla karıştırılırlar. Aftların ağız içinde ortaya çıktığı, uçukların ise genellikle ağzın dışında ortaya çıktığını söylemek faydalı olabilir. Aftlar tekrarlayabilir ve minör (küçük), majör (büyük) veya herpetiform (grup veya kümeler) şeklinde olabilir.
* Aftlar daha sık görülür ve genellikle tekrarlar. Gerçek nedeni bilinmemesine rağmen, bazı uzmanlar, aftların sebebinin bağışıklık sistemi problemleri, bakteri ya da virüslerin olabileceğine inanmaktadır. Stres, travma, alerji, sigara, demir veya diğer vitamin eksiklikleri ya da kalıtım gibi diğer faktörler de aftın sebepleri olarak sıralanabilir.
* Herpes simplex olarak da adlandırılan uçuklar; dudak çevresinde, bazen burnun altında oluşan sıvı ile dolu ağrılı kabarcıklardır. Uçuklara genellikle oldukça bulaşıcı olan herpes virüsü neden olur. İlk enfeksiyon genellikle çocuklarda oluşur ve bazen semptomları görülmez, bu nedenle de soğuk algınlığı ve griple karıştırılabilir. Kişi enfekte olduğunda, virüs vücutta kalır, bazen tekrarlayan ataklar sergileyebilir. Bununla beraber bazı insanlarda virüs inaktif kalır.
* Lökoplaki iç yanakta, dişetlerinde veya dilde beyazımsı kalınlaşmış leke şeklindedir. Genellikle sigara, tütün çiğneme ile ilişkilidir, ancak, kötü takılmış protezler, kırık dişler ve yanak çiğneme gibi nedenler de içerir. Tahminen lökoplaki vakalarının %5'i kansere dönüşmektedir. *diş hekiminiz biyopsi isteyebilir. Lökoplaki genellikle tütün kullanımı durdurulduğunda sona erer.
* Kandidiazis/ağız mantarı: Candida albicansın (bir çeşit küf) yol açtığı bir mantar enfeksiyonudur. Ağızda nemli yüzeylerde ortaya çıkan kremsi, sarı, beyaz, kırmızı lekelerle tanınabilir. Lekenin altındaki dokular ağrılı olabilir. Mantar; protez takanlarda, yeni doğanlarda, hastalık sonucu güç kaybedenlerde ve bağışıklık sistemi düzgün çalışmayanlarda sık olarak görülür. Ağız kuruluğu bulunan veya antibiyotik tedavisi gören veya tedaviyi henüz tamamlayan insanlar da hastalığa yatkındır.

Oral Lezyonlar Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi, durumunuza göre değişkenlik gösterir. Yukarıda tanımlanan lezyonların ve ağız rahatsızlıklarının çoğunluğunun tedavisi şu şekildedir:

* Aft - aftlar genellikle 7-10 gün içinde iyileşmekle beraber, tekrarlaması mümkündür. Reçetesiz satılan merhemler ve ağrı kesiciler geçici bir rahatlama sağlayabilir. Antimikrobiyal ağız suları ile ağzı çalkalamak, iritasyonu azaltmaya yardımcı olabilir. Bazen, sekonder enfeksiyonu azaltmak için antibiyotik verilmektedir.
* Uçuklar - kabarcıklar genellikle bir haftada iyileşir. Herpes enfeksiyonlarının tedavisi bulunmadığından, kabarcıklar duygusal sıkıntı, güneş ışığında kalınması, alerji veya ateş nedeniyle tekrar ortaya çıkabilir. Reçetesiz satılan topikal kremler, geçici rahatlama sağlayabilir. Reçete ile satılan antiviral ilaçlar, bu tür viral enfeksiyonları azaltabilir - diş hekiminize veya doktorunuza danışın.
* Lökoplaki - tedavi, lezyona neden olan faktörleri azaltarak başlayabilir. Bazı hastalar için, bu tütün kullanımını bırakma anlamına gelir. Diğerleri için ise, yıpranan protezleri çıkarma ve yerlerine yenilerini takma anlamanı gelir. Diş hekiminiz durumunuza bakacak, lezyonu üç ila altı aylık aralıklarla muayene ederek, tipi, yeri ve boyutuna göre kararını verecektir.
* Kandidiazis - tedavisi, yaralara yol açan aşağıdaki koşulların kontrolünü içerir.
* Protezlerin temizlenmesi, protezlerin yol açtığı problemlerin önlenmesinde önemlidir Protezlerin gece yatarken çıkarılması faydalı olabilir.
* Sebep antibiyotik veya doğum kontrol hapları ise, dozun azaltılması veya tedavinin değiştirilmesi yardımcı olabilir 
* Ağız kuruluğunu gidermek için tükrük akışını sağlayan preparatlar mevcuttur 
* Hastalığın sebebi kaçınılmazsa veya tedavisi mümkün değil ise, mantar ilaçları kullanılabilir 
* İyi ağız bakımı gereklidir.

Kaynak: http://www.colgate.com.tr